 |

|


|
 |

|
KAHRAMANMARAŞ TARİHÇESİ |
 |
|
 |
|
Maraş adının nereden geldiği ve anlamının ne
olduğuna dair birkaç görüş ileri sürülmektedir. Ünlü tarihçi Herodot, Maraş
şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre
Maraj adı verildiğini belirtmektedir. Hitit İmparatorluğu ( M.Ö. 2000 - 1200 )
zamanında bu devletin önemli merkezlerinden biri olan şehrin adı, Hititlerden
kalan yazıtlarda Maraj ve Markasi şeklinde geçmektedir. Maraş'ın adının
Hititlerden geldiğini doğrulayan Asur kaynaklarında bu şehrin adı Markaji
şeklinde geçer. Asur krallarından Sargon'un zamanından kalan Boğazköy
yazıtlarında Maraş'ın adı geçmektedir.Hitit Devleti'nin merkezlerinden biri olan
Maraş'ın adı bu dönemde Gurgum şeklinde belirtilmektedir.
M.S. I. yüzyılda Roma İmparatorluğu bölgeyi
ele geçirince Maraş'ın adı Germanicia olmuştur. Roma ve Bizans İmparatorluğu
döneminde bu adla anılan şehir Müslümanlar tarafından fethedilince ilk şekli ile
kullanılmaya başlanmıştır. Arap alfabesinde "j" harfi olmadığından Mer'aş
şekline dönüşmüştür. Bunların yanında Maraş adının Arapça "zelzele - titreme"
anlamına gelen "Re'aşa" fiilinden türeyerek "Mer'aş" olduğunu da iddia edenler
bulunmaktadır. Osmanlılar döneminde şehrin adı bölgede Dulkadiroğulları
Beyliği'nin kurulmasından dolayı Zülkadir şeklinde de ifade edilmektedir.
Maraş'ın bugünkü yerine taşınmadan önce iki
kez yer değiştirdiği rivayet edilmektedir. Bunlardan birine göre ilk Maraş'ın
bugünkü şehrin 20 km. güneyinde Erkenez Çayı kenarında Elmalar Köyü'ne yakın
Himli Höyük civarında kurulduğu zannedilmektedir. Asuriler tarafından M.Ö.2500
yıllarında Maraş'ın burada kurulduğu iddia edilse de bunun böyle olmadığı,
buradaki kalıntıları büyük bir şehir merkezinin harabelerinin olamayacağı ve
muhtemel bir Asur ticarî koloni kasabasının Himli Höyük civarında olduğu tahmin
edilmektedir.
Maraş'ın ikinci yerinin bugünkü Karamaraş
denilen ve Namık Kemal Mahallesi'nin bulunduğu yer olduğu söylenilmektedir.
Maraş'ın, buraya Hamdanoğulları Hükümdarı Seyfüddevle tarafından (M.S. 944-967)
taşındığı belirtilir. Şehrin şimdiki kale ve çevresine ise Dulkadiroğlu
Alaüddevle tarafından taşındığı tahmin edilmektedir.
Maraş'ın yerinin, birkaç defa yer
değiştirdiği görüşlerinin ortaya çıkmasının sebebi bilhassa Arap kaynaklarında
buraların tarihi anlatılırken, Maraş'ı fetheden Müslüman komutanların şehri ele
geçirdiklerinde "şehri yeniden bina etti" ifadesinin kullanılmasıdır. Bu ifade
şehri tamir etti, onardı, yeniden inşa etti anlamlarına gelmektedir.
Maraş ve çevresinin tarih öncesi devirleri
tam olarak aydınlatılamamıştır. Çünkü bölgede bulunan birçok höyükte kazı
çalışmaları yapılamamıştır. Sadece Maraş'ın 35 km. güneydoğusunda bulunan
Domuztepe Höyüğü'nde şu anda hâlâ devam eden kazı çalışmalarında bölgenin M.Ö.
5000 yılına kadar giden tarih öncesi devrine ait arkeolojik buluntulara
rastlanılmıştır. Yaklaşık 20 hektarlık bir alana yayılan Domuztepe Höyüğü'nün bu
genişliğe ulaşması ilginçtir. 7000 yıl önce burada bu kadar büyüklükte bir
yerleşim merkezinin bulunması, buranın ticarî bir koloni olduğunu
göstermektedir. Buranın Irak, Kuzey Suriye, Anadolu ve Akdeniz'i birbirine
bağlayan ticaret yolunun kesiştiği bir nokta olduğu anlaşılmaktadır. Kuzey
Suriye'de Tell Halaf Höyüğü'nde çıkan arkeolojik bulgularla Domuztepe
Höyüğü'ndeki bulguların birbirine benzerliğinden dolayı Halaf Çağı olarak
adlandırılan bir medeniyetin bölgede yaşandığı anlaşılmaktadır.
Domuztepe Höyüğü'ndeki kazıda tarih öncesi
döneme ait seramikler, mühürler vs. eşyalar üzerinde resimlere rastlanmıştır. Bu
çizimler arasında bitkiler, hayvanlar ve insan sembolleri bulunmaktadır. Açılan
bir mezarda bir çok insan iskeleti görülmüştür. Bu örneklerle insanların ölü
gömme törenleri hakkında bilgi sahibi olunmaktadır.
Domuztepe Höyüğü kazısı ve daha sonra
yapılacak kazılarla Maraş bölgesinin yazı öncesi tarihi hakkında daha ayrıntılı
bilgilere ulaşılması mümkün olabilecektir.
Domuztepe Höyüğü'nden başka Prof. Kılıç
ÖKTEN'in Pazarcık çevresindeki Gani ve Bozdağlarının (Sarıl ve Ardıl köylerinin
bulunduğu yer) güney yamaçları ile Maraş-Göksun yolunun sağına rastlayan
Delihübek Dağı'nın eteğindeki Döngel Mağaralarında tarih öncesi devirlere ait
bulguları ele geçirmesi, insanların binlerce yıldan beri buralara gelip
yerleştiklerini göstermektedir. Maraş'ın Orta Tunç Çağı'nda önemli bir konumda
Mezopotamya ve Kuzey Suriye'yi Orta Anadolu'ya bağlayan yol güzergâhında olduğu
görülmektedir. Mezopotamya'dan yola çıkan tüccarlar Birecik'ten Fırat'ı
geçtikten sonra Maraş-Göksun yoluyla Kaniş'e gitmekteydiler.
Hititler M.Ö. 2000-1200 yılları arasında
Anadolu'da hakimiyet sürdükleri dönemde Maraş bölgesinde de egemen olmuşlardır.
Hititler döneminde bu şehrin adına Maraj ve Markasi denilmektedir. Hititler
döneminde Maraş bölgesinin Elbistan, Pazarcık ve Türkoğlu ilçeleri sınırları
içinde bir çok yerleşim merkezinin olduğu görülmektedir. Elbistan'ın Karahöyük
harabelerinde yapılan kazılarda Hititlerin hüküm sürdüğü bu alanda Asur ticaret
kolonilerine ait çanak, çömlek, tunç ve kemik buluntuları ele geçirilmiştir.
Hititlere ait anıtsal yapılara rastlanmıştır. Elde edilen eserler Hititlere ait
olmamakla beraber Hitit figürlerini üzerinde taşımaktadır.
Hitit İmparatorluğu dağılınca onun yerine
kurulan Genç Hitit devletlerinden Gurgum şehir devleti Maraş bölgesine hakim
olmuştur. Asur kaynaklarına göre bu devletin başkenti Markasi'dir. Gurgum şehir
devleti zamanından günümüze, iki önemli eser kalmıştır. Bunlardan biri meşhur
Maraş Arslanı'dır. Bir zamanlar Maraş Kalesi'nde bulunan bu arslan heykeli
Hititlerden kalan en önemli eserdir. XVII. yy.da Maraş'ı ziyaret eden Evliya
Çelebi bu arslanın kalede olduğunu yazmaktadır. Bugün üzerindeki yazısı tamamen
okunmuş olan Maraş Arslanı'ndaki ifadeye göre de Gurgum şehir devletinin merkezi
Maraş'tır.
Diğer eser olan Hititlerden kalan Fırtına
Tanrısı kabartmasının üzerindeki yazı ise okunamamıştır. Maraş bölgesinden
çıkarılan bir çok eser XIX. yy.ın sonları ile XX. yy. başlarında Hıristiyan
misyonerleri tarafından Avrupa ve Amerika'ya kaçırılmıştır.
M.Ö. VIII. yy. sonlarında Asur krallarından
Sargon II. zamanında (M.Ö.721-705) Gurgum şehir devleti yıkılmış ve Maraş
bölgesi Asurlulara bağlanmıştır. Asurlular döneminde şehir bir ara Urartuların
yönetimine geçmiştir. Yine iki Türk kavmi olan Kimmerler ve İskitler Anadolu
istilâları sırasında Maraş'ı da ele geçirmişlerdir. Asurlular zamanında Maraş,
ticaret yolları üzerinde bulunması sebebiyle önemini korumuştur.
Kapadokya-Mezopotamya ticareti Maraş üzerinden sağlanmıştır.
Maraş bölgesindeki Asur egemenliği fazla sürmedi. M.Ö.612 yılında Med devletinin
kralı Keyaksases, güney komşusu Babillerin de yardımı ile Asur başkenti
Ninova'yı alarak bütün Asur ülkesinin kalelerini yağmalayarak bu devlete son
verdi. Bir süre sonra da Güneybatı İran'da Ahameniş soyundan gelen II.Kiros,
Medleri ortadan kaldırarak İran'da Pers İmparatorluğu'nu kurdu (M.Ö.550).
Anadolu'yu istilaya başlayan II. Kiros, Lidya kralını mağlup ederek diğer
Anadolu şehirleri gibi Maraş'ı da topraklarına kattı. Pers kralı I. Darius
zamanında Anadoludaki istila edilmiş şehirler idari bölümlere ayrıldı. Maraş
şehri de Kapadokya Satraplığı'nın (Eyalet) sınırları içinde kaldı.
Perslere bağlı Kapadokya Satraplığı Hakimiyetinde kalan Maraş şehri
M.Ö.333 yılında İskender İmparatorluğu'na bağlandı. Makedonya İmparatoru Büyük
İskender M.Ö.333 yılında Pers İmparatoru III.Darius'u Issos'da (Ayas-İskenderun)
yenerek bu devleti yıktı ve Maraş'ı da ele geçirdi. Böylece Maraş şehri Helenizm
uygarlığına bağlandı. Afşin, Göksun ve Maraş'ın geniş ovalarında bu dönemlere
ait sikke, sütun başları ve heykeller bulundu. M.Ö.323'de Büyük İskender ölünce
Makedonya İmparatorluğu, onun generalleri arasında paylaşıldı ve Maraş şehri de
İskender'in generallerinden Selefkus'un payına düştü. Suriye'yi içine alan Asya
krallığı topraklarından sayılan Maraş, bir süre sonra Kapadokya Krallığı'na
yeniden bağlandı.
M.Ö.192 yılında Romalılar, Anadolu'ya girerek Toroslara kadar Batı ve İç
Anadolu'yu Selefkusların elinden alarak kendilerine bağladılar. M.Ö.64 yılına
kadar Selefkuslara bağlı kalan Maraş, bu krallığın merkezi Antakya'nın Romalılar
tarafından alınmasıyla bu devletin eline geçti. Maraş'ı Roma'ya bağlayan komutan
Pompeius'tu. Yukarı Suriye ve Maraş civarında oturan Kommegenler, Romalıları bir
hayli uğraştırarak ihtilaller çıkardılar.
Bazen bağımsız bazen de Roma'ya bağlı, başkenti de Samsat olan Kommegene
Krallığı, Maraş bölgesini de yönetti. Bu dönemde Sasanilerin Maraş'a kadar
akınlar yaptığı görülmektedir.
Roma İmparatorluğu döneminde Maraş şehrinin adı Roma generali Caligula'nın
onuruna Germenicia veya Germenika olarak değiştirildi. Roma İmparatorluğu
döneminde oldukça gelişen Maraş, Doğu Torosların üzerindeki geçitlerden biri
olması nedeniyle önemli bir ticaret merkezi oldu. Bu yol o dönemde
Kayseri-Göksun üzerinden Maraş'ı ve Orta Anadolu ile Suriye'yi birbirine
bağlıyordu.
Hititlerden kalan Maraş kalesi Roma İmparatorluğu zamanında tamir edildi.
Maraş merkeze bağlı Göllü Köyü'nün 2 km. batısındaki Roma Nekropolü son derece
önemlidir. Pazarcık ilçesine bağlı Evri ve Tilkiler Köyünün çevresinde tek parça
kayalara oyulmuş büyük çaptaki su sarnıçları da birer Roma eseridir.
Doğu Roma İmparatorluğu M.S.395 yılında doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü.
Balkanlar, Anadolu, Suriye ve Mısır'ı da içine alan Bizans İmparatorluğu'na
geçen Maraş şehri bu dönemde de önemini koruyarak Germanika adıyla anıldı.
Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde Maraş toprakları Bizans-Sasani
çatışmalarına sahne oldu. 605-611 yılları arasında Sasanilerin elinde kalan kent
tekrar Bizans'ın eline geçti. M.S.634 yılından itibaren Müslüman Araplar’ın
Suriye'yi Bizans'ın elinden almaya başladıkları dönemde Maraş'a kadar sık sık
akınlarda bulundular. Şehir Bizans ve Müslümanlar arasında birkaç kez el
değiştirdi.
M.S.VII. Yüzyılın ortalarından itibaren X. yüzyılın ortalarına kadar
Müslümanların idaresinde kalan Maraş, Kuzey Suriye'de kurulan Hamdanoğulları
Beyliğ'nin zayıflamasından sonra 962 yılında Bizans İmparatorluğu'nun eline
geçti. Türkler tarafından fethedilinceye kadar Hıristiyanların elinde kaldı.
Bizans İmparatorluğu döneminde, İmparator III. Leon'un Maraş doğumlu olması
nedeniyle şehre Krallar Şehri adı da verildi
1-2-3-4-5-6
|
|
|
 |
|
 |